Sunday, August 4, 2013

Baslarken..

Sanıyorum yurt dışında -- Oğuz Bey’in tabiriyle “abuk sabuk” yerlerde -- dolaşmam 16 yaşındayken Japonya’ya gidişimle başladı. Yıllar yılları kovaladı, ben gavur kardeşlerimizin “off the beaten track” dedikleri pek çok yere gittim. Japonlar gibi çook çok resim, pardon foto, çektim. Ama tembellikten zaar, oturup da anılarımı, ki bence anıdan bile daha önemli olarak o yerin bana ne hissettirdiğini, doğru düzgün kaleme almadım.

Özledikçe albümleri karıştırıp duyguların tozunu alırdım, kendime müslümandım. Son zamanlarda ise, hem son 3 yılımı etkileyen fırtınalı, ve sonunda acı acı kafama dank ettiği kadarıyla ne yazık ki tek yönlü ilişkimin bende bıraktığı tortular, hem de Mayıs – Haziran 2013 Gezi ruhunun etkisi ile bireysellikten toplumsallığa ve paylaşımcılığa sıçradım. Burada Evrim’i de anmadan geçemeyeceğim. Sevgili “koç”um, kafamın içindekileri yazıya dökmenin, şu ana kadar yaşananların ardından gelen deneyim yolculuğuna durağan değil dinamik etkisi olacağını, ve yaşarken farketmediğim bazı şeyleri yazarken göreceğimi bana kanıtladı. Neyse işte sonuç olarak ilk defa böyle bir işe kalkışıyorum.

Asya’ya dünya gözüyle bir kez daha gelmek nasipte varmış, işte şimdi bir daha burada, dev kıtanın dev ülkesinin ayrıcalıklı ve farklı olmaya çalışan, etkileyici bir şehrindeyim. Şangay! #DirenŞangay

Tembellik dedik. Huylu huyundan vaz geçer mi? Nayır. Tabii hala bu tarz konularda tembelim. Ülkemden çoook çook uzaklardayım. Şu ana kadar iletişim kurmak ve bilgi paylaşmakta sıkça kullandığım facebook ve twitter da Çin Hükümetinin politikası sebebiyle erişilemez vaziyette. Arada 5 saat zaman farkı var. Herkesle kolay kolay telefon bağlantısı kuramıyorum.. Sonuçta ya derdimi hiç anlatamıyorum veya aynı şeyi bir kaç baskı tekrar etmek durumunda kalıyorum. İyisi mi yazıyım şuraya ne halt ettiğimi, nasıl hissettiğimi, merak eden buyursun okusun. Burdan ben dostlarımı merak etmiyorum anlamı çıkmasın. Çok merak ediyorum ve çok özledim, gurbette olmak hiç kolay değilmiş. Bi şekilde bişeyleri paylaşmaya devam edebilirsek o kadar uzaktaymışım, ve o kadar yalnızmışım gibi gelmeyecek, ilerleyen günlerde internet erişimi için VPN, evde sabit telefon gibi işleri yoluna koydukça kopukluktan kurtulacağız diye umuyorum.


Son 3 haftanın panaroması

Veda partisi - İstanbul
Gelebilen, gelemeyen herkes sağolsun. Emeklerinden ötürü Aytenime ve Demetime çok çok teşekkür ediyorum. Yaseminimin gezi broşu üstümde. Pankartları ile İstanbul – Şangay arası yolu döşeyen ve buraya adımı attıktan sonra da mesajları ile hep yanımda olduklarını hissettiren Funda Hn’a, Gürhan Bey’e ne kadar teşekkür etsem az.. amacım böyle isim isim saymak değildi ama madem başladık Barış, Yavuz, Tolga, Özden, Evren, Ufuk, Dilara, Özge hepinize çok teşekkür ediyorum! Buraya bir kaç resim iliştirdim..

Veda partisi – Değirmendere – Yakut Cafe
Bu konuda bişey yazamıyorum, gözlerim doluyor. Anlatılmaz, yaşanır.. Orası benim evimdi. Can dostlarımı, ailemi, çok çok ama çok özledim.

Yolculuk
Hahh işte, şimdi geldik ekşi, buruk, acı, soru işaretleri ve suçluluk duygusu ile bırakan, karmaşık, kötü tarafa.. Bütün ayrılıklar zordur. Ama benimki diğer tüm tuhaf özelliklerime uygun olarak tuhaf şekilde zor gelişti. Ayrılık sırasında kimin kimi yolcu ettiği karıştı.. Bütün ailem beni yolcu etmek için havaalanına gelmişti. Tam arabadan inip dış hatlar gidiş terminaline doğru yürüyecektim ki, anneannem kalp krizi geçirdi. Ondan sonra bende bant koptu. Beni bilenler bilir, soğukkanlıyımdır, kolay kolay ağlamam. Ama yaşamımla ilgili böyle bir radikal karar almam sanki onun canına kastetmiş olmakla aynı kapıya çıkıyor gibi bir duyguya kapıldım, ve bu ağır suçluluk duygusu yüreğimi tuzla buz etti, onları uzunca bir süre göremeyecek olmak, bilinmezliğe gidiyor olmak yüzünden değil, büyük bir kabahat işleyerek gidiyor olmak duygusu ile başa çıkamadım. Bu duygu o kadar baskındı ki, belki de Erikli’de değil de Yeşilköy’de başına böyle birşey geldiği için ve 5 dakika gibi bir sürede müdahale edilebildiği için aslında yaşama tutunmasına vesile olmuş olabileceğimi baskın düşünce haline getiremedim.. Geleli 3 tam hafta oldu, o hala hastanede, yoğun bakımda, uyutuluyor, ve ben hala tuhaf duygular içindeyim.
Aradan geçen 3 haftanın sonunda bende değişen tek duygu şu oldu: Sanki benimle gelmiş, burdaymış, beni yalnız bırakmıyor ve yaptıklarımı, yaşadıklarımı izliyormuş gibi hissediyorum. Amerika, Snowden, big brother gibi casusça bir izleme değil bu, son derece arkadaşça, ve bende buranın yarattığı duygular da sanki ona akıyor gibi ??? Bilmiyorum.

Ofis – İş Hayatı
İşim hakkındaki detaylara girmek istemiyorum. Ofise geldiğimin ikinci haftası gayet yoğun şekilde işlere daldım zaten, tek söyleyebileceğim Asya’daki çalışma şartlarını Avrupa ile kıyaslamanın son derece yanlış olacağı. Burada geride bıraktığım 3 hafta içinde bir kez 7am, bir kaç kez de 9pm toplantılarına katıldım. 15 farklı ürün ileriye doğru 3 yıl içinde Çin ve diğer Asya Pasifik marketlerine penetre olacak. Pazara girmekte geç kalmış bir oyuncunun nasıl kendisine segment içinde yer açtığına ve varlık oluşturduğuna gözlerimle şahit olacağım. Gerçekten ilginç, ve kesinlikle zorlayıcı bir deneyim olacak. Saat farkı işleri oldukça güçleştiriyor, burası ile Amerika arasında 12 saat fark var, ve benim sorumlu olduğum araçların hepsi için Amerika ile ortak hareket etmek bir zorunluluk.. Ama işin içindeki tek zorluk saat farkı değil, programlarda karlılık beklentisi çok yüksek olduğu için çetrefilli görünüyor... Haaa bi de 31. Kattayım. :))

Evim Evim Güzel Evim
Otelden çıktım tam takır kuru bakır evime girdim. Yerleştim diyemiyorum çünkü eşyalarım Eylül’de gelecek. Hong Kong stili, aşırı süslü bir evim var. 20. Kattayım. Herkesi beklerim. Adres ve diğer detaylar için evimin sitesi: Bound of the Bund
Metro ile line 9’u alıp Xiaonanmen durağında inip biraz yürüyünce eve varıyorsunuz... Heheheheeeee, biraz korkutalım. Korkmayın havaalanından şoförüm alıcak sizi, ama metro hakkında bişey bilmenin kesinlikle faydası var. Haftasonları bir gün kendimi özgür hissetmek için metroyla dolanıyorum. Şehri tanımakta kesinlikle daha çok faydası oluyor. Metro haritasi

Bu arada hava yanıyor, 40 derece ve üstü, aşırı nem var, gökyüzü çoğunlukla gri. Türkiye’nin ve genel olarak Akdeniz havzasının kesinlikle kıymetini bilmek gerek. Canına yandığım mavi gökyüzü.. Şimdi fotolara bakarak nerelerde ne yaptığımı hatırlamaya çalışacağım ve ya bir kaç resim veya faydalı olduğunu düşündüğüm link var ise onları koyacağım, haydi rastgele..

Yuyuan Bahçeleri

The Bund

Jing’an Tapınağı

People’s Square

Bakkal Çakkal Çarşı Pazar

Brazilian Barbecue


İnsan Nutella buldum diye sevinir mi? Evet!




Devami biraz daha sonra....

No comments:

Post a Comment